Vakfın lügat mânâsı, birşeyi hapsetmek, durdurmaktır. Vakfın ıstılahı mânâsı ise bir malın menfaatinin halka tahsis edilerek mülkiyetinin ferdî olmaktan çıkarılması ve Allah'ın mülkü haline getirilmesidir.
VAKFIN TARİFİ
Vakfın lügat mânâsı, birşeyi hapsetmek, durdurmaktır. Vakfın ıstılahı mânâsı ise bir malın menfaatinin halka tahsis edilerek mülkiyetinin ferdî olmaktan çıkarılması ve Allah'ın mülkü haline getirilmesidir.
VAKFIN MEŞRUİYETİNİN DELİLİ
Kur'an ve Sünnet, vakfın meşruiyetine delâlet etmektedir. Hatta vakıf şer'an teşvik edilen, Allah'a yaklaştıran bir iştir. Vakfın Kur'an'dan delili şu ayetlerdir:Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak etmedikçe asla iyiliğe (=birr'e) ermiş olmazsınız. İnfak ettiğiniz herşeyi Allah kesinlikle bilendir. (Âli İmran/92)
Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Siz sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak etmedikçe iyiliğe (=birr'e) ermiş olmazsınız' ayeti inince (üvey babam) Ebu Talha, Rasûlullah'a gelerek dedi ki:
- Ey Allah'ın Rasûlü! Allah Tebareke ve Teâlâ kendi kitabında 'Siz sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe (=birr'e) ermiş olmazsınız' buyuruyor. Mallarımın bana en sevgili olanı da Bîruhâ'dır. [Ravi Enes b. Mâlik şöyle diyor: 'Bîruhâ, mescidin karşısında bir bahçe idi. Rasûlullah, bu Bîruhâ denilen bahçeye girer, orada gölgelenir ve onun içindeki güzel sudan içerdi']. İşte bu Bîruhâ bahçesi aziz ve celil olan Aîlah ve O'nun Rasûlü yoluna sadakadır. Ben bu sadakamın hayrını ve ahiret azığı olmasını ümit ediyorum. Ey Allah'ın rasûlü! Sen bu bahçemi, Allah'ın sana gösterdiği yere sarfet.
Güzel, ey Ebu Talha! Bu, sahibine kazanç getiren bir maldır. Biz bu malı senden kabul ettik ve onu tekrar sana verdik. Sen onu en yakın akrabalarına sarfet.
Ebu Talhada onu akrabaları üzerine sadaka yaptı. Akrabaları arasında Ubey b.'Ka'b ve Hasan b. Sabit de vardı.[1]
Vakfın meşruiyetine delâlet eden ayetlerden biri de şudur:
Ne iyilik yaparlarsa asla karşılığı kaybolmayacaktır. Allah sakınanları bilendir. (Âli İmran/115)
Ayetin metninde geçen hayr geneldir ve tüm hayırları kapsar. Vakıf da o hayırlardan birisidir. Vakfın meşruiyetine delâlet eden hadîslere gelince, bu hususta birçok hadîs vardır. Biz onlardan bazılarını nakledeceğiz.
- İnsan ölünce, kendisinden bütün amelleri kesilir. Ancak üç şeyden (ötürü) amel kesilmeyip (lehine sevap) devam eder: Devam eden sadakadan, faydandan bir ilimden, kendisine dua eden iyi bir evlattan.[2]
Hadîste belirtilen 'devam eden sadaka', âlimler tarafından vakfa hamledilmiştir. 'İyi bir evlat', Allah'ın ve insanların hukukuna riayet eden evlat demektir,
İbn Ömer şöyle rivayet etmektedir: "Ömer b. Hattab, Hayber'de bir araziye nail olmuştu. Birgün bu arazi hususunda kendisiyle istişare etmek için-Peygamber'e geldi ve 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ben Hayber'de bir araziye sahip oldum ki kendi nazarımda ondan daha kıymetli bir mala asla nail olmamışımdır. Bu mal hususunda bana ne emredersin?' diye sordu. Rasûlullah 'Eğer istersen aslını hapsedersin (vakfedersin), mahsûlünü de sadaka yaparsın' buyurdu. Ömer onun aslını (kökünü) alınıp satılmamak, miras olmamak ve hibe edilmemek üzere tasadduk etti. Gelirinden de fakirlere, hısımlara, mükâteb (kendi hürriyetini satın alma mukavelesi yapmış olan) kölelerin hürriyete kavuşturulmasına, Allah yolundaki işlere, yolculara, konuklara tasadciukta bulundu. Onun idaresini üzerine alan kimseye, mal toplamamak şartıyla örf çerçevesinde ondan yemesinde ve bir arkadaşına yedirmesinde üzerine bir günah yoktur".[3]
İbn Şirin, vakfedilen mal hakkında 'Onu kendine mal edinmeksizin başka yerlere sarfedebilir' demiştir.
Hayber fethedilip de araziler taksim edilirken Hz. Ömer'e de bu arazi düşmüştü. Meşhur olan görüşe göre Hz. Ömer'in bu vakfı, İslâm'da yapılan ilk vakıftır.
Vakıf, sahabîler arasında yaygındır. Hatta Cabir 'Sahabîlerden servet sahibi ölüp da vakıf yapmayan hiç kimse yoktur' demiştir.
İmam Şafii de 'Kulağıma geldiğine göre Ensar'dan seksen sahabî, haram olan sadakalarla tasadduk etmişlerdir' demiş ve arkasından 'Haram olan sadakalardan maksat vakıftır' diye ilave etmiştir.
--------------------
[1] Buharî/607
[2] Müslim/1631 (Ebu Hüreyre'den)
[3] Buharî/2586, Müslim/l632
VAKFIN MEŞRUİYETİNİN HİKMETİ
Vakfın meşru olduğunu, hatta Allah'a yaklaştırıcı ve sevap olan bir ibadet olduğunu söylemiştik. Şimdi vakfın hikmet ve faydalarını beyan edelim:1. Malını Allah yolunda vakfettiğinden ötürü, mü'mini Allah'a yaklaştırır.
Mü'min bundan dolayı bol sevaba nail olur ve onun gözünde hayırlı amellerden daha sevimli hiçbirşey olmaz,
2. Mü'minin Allah'a kul olduğunun, Allah'ı sevdiğinin alâmeti olur.
Allah Teâlâ'nın muhabbetine ancak hayırlı ameller sayesinde nail olunabilir.
Sevdiğiniz şeylerden (Allah, yolunda) infak etmedikçe asla iyiliğe (=birr'e) erişmiş olmazsınız. (Âli İmran/92)
3. Vakfı sayesinde vefat eden mü'minin amelleri kesilmeden devam eder.
Mü'min ölüp de amelleri kesildiğinde, vakıf sayesinde ameli devam ederek sevabı ruhuna gider. Ölen mü'minin ameli, vakıftan başka salih bir evlat veya faydalanılan bir ilim bırakmakla da devam eder.
4. Vakıf sayesinde müslümanların ihtiyaçları karşılanır, îslâmî maslahatlar yerine getirilir.
Meselâ camiler, medreseler bina edilir. Âlimlerin ihtiyaçları karşılanır, imamlar ve müezzinler gözetilir. İlimlerin ihya edilmesi için zemin hazırlanır. Fakir, miskin, yetim ve yolda kalmışların ihtiyaçları yerine getirilir. Allah hakikati daha iyi bilir.
VAKFIN RÜKÛNLARI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
